Corona’dan sonra eski yaşamımıza nasıl döneceğiz, ne zaman döneceğiz soruları bu aralar herkesin aklındaki bir numaralı mesele… Ekonominin varacağı nokta ile ilgili kötücül senaryolar gözümüzde canlanıyor, “daha kaç ay böyle sürdürülebilir ki?” deniyor, kimi firmalar da devlet desteği olmadığı için işletmesini nasıl ayakta tutacağını kara kara düşünüyor. Tüm bu kriz ortamında reklam ajansı sahipleri ve yaratıcı sektör çalışanları da doğal olarak “Acaba böyle evden çalışmaya devam mı edeceğiz, yoksa Corona’dan sonra ajansa, 9-6 çalışmaya geri mi döneceğiz?” diye içinden geçiriyor.

Öncelikle yazımıza olumlu dileklerle başlayalım ki olumlu gitsin; inşallah tek derdimiz “ofisten mi, evden mi çalışacağız?” üzerine düşünmek olsun da, parasızlık, müşterisizlik, işten çıkarmalar gibi başlıklarla endişemize endişe katmayalım.

Bu süreçten kazançlı veya en azından minimum hasarla çıkacak olanlar elbette -her yerde üstüne basa basa söylendiği üzere- dijitalleşmeye kaynak ayıran, yaratıcı çözümler aramaktan ve hata yapmaktan, denemekten korkmayanlar olacak. Eskiden nasıl, “Uzaktan çalışma bizim ülkeye uymaz yaa” diyenler şimdi paşa paşa evden çalışma düzenine geçtiyse ve “Eh, böyle de oluyormuş” dediyse, bu süreçte benzer şekilde pek çok eski alışkanlığımızın kırıldığına şahit olmaya devam edeceğiz. Daha yolun çok başındayız; karantina süreci uzadıkça, farklı çözüm arayışları devreye girecek ve bunları hayata geçirmek için deneme yapanların sayısı -mecburen- artacaktır. Esas mesele, Corona’dan sonra ne yapacağımızı kestirebilmektir…

Atölye Dediğimiz Sistem Zaten Çok Uzun Zaman Önce Çağ Dışı Kaldı!

Eski reklamcıların “Bizim zamanımızda iMac mi vardı!” diyerek sık sık anlattığı o sahneleri gözünüzde canlandırmaya çalışın; koca bir atölye, grafik tasarımcılar dev çizim masalarında kocaman harfleri kesip biçiyor, taslakları elle çiziyor ve boyuyor, en ufak bir ilanın yapımı ve sunumu bile ciddi emek istiyor. Öyle logoyu sağa çek sola çek revizyonlarının günde 500 kere verilemediği, bir kez yapılanın kolay kolay değiştirilemediği, işin ve işi yapan kişinin “kıymetinin” olduğu yıllar. Evet, tamam, o gidilen yere atölye denmesi gayet normaldi.

Gel gelelim, o dönem fiziksel olarak atölyede bulunmayı gerektirirken ilerleyen teknoloji ile birlikte hepimiz bilgisayarlardan çalışır olduk. Ardından internet geldi, o zaman da “E peki neden biz hala ofise geliyoruz ki?” soruları doğdu -ama bu soruyu nedense ajans başkanları değil, çalışanlar kendi içinden -ya da sigara molaları sırasında birbirlerine fısıldayarak- sordu 😊 Şimdi o aynı çalışanlar, evden çalışırken de Corona’dan sonra atölye mantığına döner miyiz acaba diye içlerinden geçirmeye devam ediyorlar.

Corona Geldi, Değişim Kaçınılmaz Oldu… Ya Corona’dan Sonra?

Corona pandemisi adeta zamanı hızlandırıcı, “boost” yapıcı bir etki ile hayatımıza girdi; daha öncesinde en az yirmi yılı var dediğimiz gelişmeler için şimdi, “acaba önümüzdeki ay şu sistemi de hayata geçirirler mi” demeye başladık.

Esas merak ettiğimiz şey olan Corona’dan sonra ajansa dönecek miyiz yoksa evden çalışmaya devam mı edeceğiz sorusunun cevabı da bu nedenlerle aslında ajans başkanlarının yeniliğe adapte olabilme becerisinde yatıyor; sizin lideriniz şoku atlatıp geleceğe yönelik planlamalar, a planları, b planları yapabildi mi yoksa “hastalık geçer, ofisin alarmını kapatır gene içeri geçeriz, atölyelere yerleşip bilgisayarları açarız, hatta ilk gün bir parti bile yaparız” kafasında mı?

Biz size söyleyelim; eğer başkanınız ikinci seçeneğe daha uygun hareket ediyorsa işini tamamen şansa bırakmış durumdadır. Üstelik, büyük ihtimalle yaşanan bu global değişimden çok korkmuştur ve travmanın ilk aşaması olan “reddetme” sürecinden geçmektedir.

Bakınız, işte çok bilimsel gözüken bir tablo, altında da kaynağı:

https://www.ictg.org/phases-of-disaster-response.html

Bu aşamada bir çalışan olarak sizin yapabileceğiniz en mantıklı şey, uzaktan çalışma becerilerinizi, hatta sahip olduğunuz donanımı, internet hızınızı artırmayı düşünmenizdir. Kendinizi çalıştığınız ajansa ölesiye adama devri de hafiften geçiyor gibi, bu nedenle freelance ek işler almaya ve kendinize tutunacak birden fazla dal bulmaya da çabalamalısınız. Eğer her şeyinizle birlikte tek dal üstünde oturmaya ve “nasılsa bu geçecek ve biz de ofise döneceğiz, maaşımı da almaya devam ederim azalmadan” diye düşünürseniz, yaşanan gelişmelere adapte olamayan başkanlardan bir farkınız kalmayacaktır.

Ne demiş Darwin; “Hayatta kalan, en güçlü veya en zeki olan değil, değişime uyum sağlayabilendir.”

https://evrimagaci.org/sozler/leon-c-megginson-173

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error

Sevdiniz mi bizi? E hadi yayalım :)

Giriş Yap

Register

Şifreyi Sıfırla

Please enter your username or email address, you will receive a link to create a new password via email.